Rehberiniz-Başarının sırrını merak etti, kitabını yazdı

iyimeslek.com ailesi olarak “Başarının sırrını merak etti, kitabını yazdı” adlı yazımızın kişisel gelişiminize katkı sağlamasını umuyoruz
Başarının sırrını merak etti, kitabını yazdı

Deniz Şenokur henüz 20 yaşında iken Türkiye’nin en önemli iş adamı ve iş kadınlarıyla röportajlar yapmış üstelik bu röportajları kitaplaştırmayı başarmış bir genç yazar. Kitabının adı: Kariyer Öyküleri Bağlamında Başarıyı Yönlendiren Faktörler. Şu anda İngilitere’de eğitim hayatını sürdüren yazarla siz One Dergisi okurları için söyleştik.

“Kariyer Öyküleri Bağlamında Başarıyı Yönlendiren Faktörler” kitabınızın henüz bir öğrenciyken yazılması fikri nasıl gelişti ve bu kitabı yazmak fikrinin arka planında neler vardı?

Aslında çocukluğumdan beri her zaman aklımda bir kitap yazma düşüncesi vardı. Bu benim bir hayalimdi. Hatta o yıllarda küçük küçük denemelerim olmuştu, her ne kadar sonrasında okuyup gülümsediğim ve çocukça bulduğum yazılar olsa da…

Üniversite 2. sınıftayken özel bir şirkette staj yapmıştım. Stajım esnasında iş yapmayı öğrenmenin yanısıra, iş dünyasındaki davranış biçimlerini ve rolleri de anlamaya çalışıyor; küçük notlar tutuyordum. Bir gün fark ettim ki, yazdıkça yazıyorum, sorguladıkça daha çok sorularla karşılaşıyorum. Ama bu elimdeki notlarla bir genelleme yaparak iş dünyasındaki başarıyı formülize etmem mümkün olamazdı. Bu proje büyümeliydi ve sonunda başarılı bir kariyer formülize edilmeliydi. Bir de, bu formül teoriden uzak olmalıydı; hikayelerin içinden çıkan. Bana ait ve aradığım soruları, beni ikna edecek şekilde cevaplayan… Bunun tek yolu da, bu soruları Türkiye’nin en önemli iş insanlarına, yöneticilerine ve sivil toplum kuruluşlarının liderlerine sormaktı. Artık büyük resmi görebiliyordum. Tek yapmam gereken, renkleri keşfetmek ve tabloyu oluşturmaktı. Her zaman içimdeki bir kitap yazma hayalinin ilk adımını atmam gerektiğini yoğun bir şekilde hissederek bu yola çıktım.

Bu yola çıkmaya karar verdiğimde, fikrimi paylaştığım birçok kişinin bu çalışmanın pek olanaklı olamayacağını söylemesine rağmen, bana en büyük desteği Rektör Hocam Prof. Dr. Ali AKDEMİR vermişti. Bir kongre esnasında kendisiyle olan sohbetimizde kitap yazmak istediğimi söylediğimde vermiş olduğu olumlu tepki ise, bu çalışma esnasında benim en çok güç aldığım nokta olmuştur.

“Kariyer Öyküleri Bağlamında Başarıyı Yönlendiren Faktörler” içinde birbirinden saygın ve başarılı iş insanlarının kariyer öykülerini anlatıyor. İş hayatları bu kadar yoğun insanları röportajlara ikna etmeniz zor olmadı mı? Özellikle bir öğrenci olarak bunu başarmış olmanızı neye borçlusunuz?

Bu sorunun aslında bir algı yanılması olduğunu düşünüyorum. Çünkü insanlar toplumda, ya da iş dünyasında öncü olan kişileri, farkında olmadan toplumdan soyutlaştırıp, ulaşılmaz bir noktaya koyuyorlar. Bu kitap yayınlandığı gün, hiç kimse bana bu kitabı nasıl yazdın, nasıl oluşturdun diye sormadı. Herkes bu kişilerle nasıl görüşebildin diye sordu. Oldukça yoğun bir programlarının olduğu şüphesiz… Ama şu gerçek de var ki, bu kişiler öğlen yemek yemek için, ya da yoğun iş temposu içerisinde bir kahve molası için zaman ayırmıyor da değiller. Eğer inandığınız bir projeniz varsa ve bunu sonuçlandırmakta kararlıysanız; sizlere mutlaka ki, zaman ayıracaklardır. Yeter ki, buna önce kendiniz inanın. Elbette randevu alma süreciniz kimi zaman oldukça uzun bir süreyi alacaktır. Bazen bir kişiyle görüşmek için yaklaşık altı ay asistanları ile iletişim halinde olarak, boş bir zaman beklediğim de oldu. Ama bu bekleyişler, söyleşi anıyla birlikte hayatımın en keyifli dakikalarına dönüştü. Öğrencilik ise, bu çalışmam esnasında benim için dezavantaj değil de bir avantaj oldu her zaman.

Kitabı oluştururken hedeflediğiniz neydi? Kitabın yayına girmesi ile birlikte hedeflerinize ulaşma noktasında ne gibi adımlar atmış oldunuz?

Birincisi; her zaman kendime ait bir kitabımın olmasını istiyordum. Bu benim hayalimdi.

İkincisi; üniversite eğitiminin, sadece kitaplar ve sınavlarla sınırlı olmadığının farkındaydım. Üniversiteli bir genç olarak, iş dünyasında başarılı olabilmeyi öğrenmek doğal bir ihtiyaçtı benim için. Okuduklarım kimi zaman kafamdaki soru işaretlerini gidermeye yetmiyordu ve şunu da biliyordum ki; birçok arkadaşım da bazı soruların cevabını merak ediyordu. İşte bu soruları tüm gençler adına birbirinden değerli büyüklere sorma misyonunu üstlendim kendime. Bunun sonucunda da, bu söyleşilerimi bir kitap haline getirecektim.

Üçüncüsü; bu kitabı, bana bu araştırmacı ve girişimci vizyonu kazandıran Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi öğrencisi olarak yayınlayacak ve üniversiteme ithaf edecektim.

22 Mayıs 2009 günü bu üç hedefimi de elde etmiş oldum. Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi İktisat Bölümü son sınıf öğrencisi olarak ilk kitabımı elime almış ve başarılı bir kariyeri kendimce formülize etmiştim.

Bir de şu yanılgıyı bir bakıma kırmış olduğumu düşünüyorum. Henüz 20 yaşında ve öğrenciyken iş dünyasını araştırarak bir kitap yazmanın ve birbirinden değerli bu kişilerle sohbet edebilmenin imkansız olduğunu düşünenleri, bu fikirlerinin doğruluğu konusunda bir kez daha düşündürmüş oldum. Bunu ben yaptığıma göre, tüm gençler yapabilirdi. Benim için en mutluluk veren şey de, şu anda birkaç arkadaşımın daha bir kitap projesi üzerinde çalıştığını bilmek. Bundan daha güzel bir mutluluk olamaz.

Biga İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi İktisat bölümü mezunusunuz. İstanbul, Ankara gibi büyükşehirlerde olan imkanlara sahip olmamanıza rağmen bir kitap yazma fikrini Biga ölçeğinde neye borçlusunuz?

Ben Biga’da okumuş olmayı kısıtlı bir imkan olarak görmedim hiçbir zaman. Biga da olmak belki de hayatımın en büyük şansıydı. Bu, sizin dünyaya nereden baktığınız ve nasıl algılamak istediğinizle ilgili bir durumdur bence. Biga’nın İstanbul ve Ankara ölçeğinde düşünüldüğünde küçük bir yer olduğu doğru. Baktığınızda heybetli iş kuleleri, büyük devlet binaları da yok. Bunlar kesinlikle bir dezavantaj değil.

Biga’da, büyük şehirlerdeki üniversitelerde bulamayacağınız şeyler de var. İşte bu fırsatlar sizi farklı kılma noktasında en büyük temel taşlarıdır. Biga’da aklınıza düşen her soruyu istediğiniz her anda sorabileceğiniz bir öğretim üyesi kadrosu ile karşı karşıyasınız. Kapıları her zaman sonuna kadar açık, her öğrenciyle, her zaman paylaşacakları bir çayı olan… Bu bilim insanları kapıları açık sizi beklerken, siz buranın dezavantajlarını konuşmaya başlarsanız, kendinize bahaneler üretmeye başlamış olursunuz. Bir kitap yazmak, araştırma yapmak için bundan daha güzel bir zaman ve yer olabilir mi? Büyük şehirlerdeki hangi üniversitenin rektörü birçok danışmanlık yaptığı yüksek lisans ve doktora tezinin yanında, henüz üçüncü sınıfa yeni başlamış bir lisans öğrencisinin kitap yazacağına inanarak, ona düzenli olarak vakit ayırır, çalışmasını yakından takip eder?

Türkiye’nin en çok öğrenci topluluğuna sahip, Uluslararası Sivil Toplum Kuruluşları Kongresi’ni geleneksel hale getirmiş, birçok akademisyenin, iş adamının, bürokratın, siyasetçinin sıkça ziyaret ettiği, 2010 yılında Dünya Üniversiteler Kongresini ilk defa gerçekleştirecek vizyona sahip bir üniversitede, ben istenildiği takdirde başarı karşısında dezavantaj olarak görülebilecek bir şey olduğuna, şahsen inanmıyorum.

Bir üniversite öğrencisinin yazmış olduğu bir kitabı edinenlerden ne gibi tepkiler aldınız? Türkiye’de üniversite öğrencilerinin kitap yazmak veya herhangi bir konuda girişimcilik teşebbüsünde bulunmak durumlarında karşılarına çıkan en büyük engeller sizce nelerdir?

Öncelikle ben hiçbir engel olduğunu düşünmüyorum. Biz sadece denemeye korkan bir gençliğiz. Değerli Turkey90.com Hocanın “Öğrenilmiş Çaresizlik” ve “Cam Tavan Sendromunun” birer örnekleriyiz kimi zaman. Ben gençliğin istediği takdirde başaramayacağı bir şey olduğuna inanmıyorum, sadece elimizi taşın altına koymamız ve denememiz gerekiyor.

Öncelikle şunu söylemeliyim ki, bu son derece amatör bir çalışmaydı. Hatta bence, söyleşi yapmış olduğum birçok kişi, bu çalışmanın bir kitap olacağına inanmaktan çok, bana bir şans vermek istemişlerdi. Bu demek oluyor ki, aslında büyükler istendiği takdirde gençliğe şans vermeye hazırlar, eğer yanlarına gitmek için doğru yolu bulabilirsek. Kitap yayınlandığında ise, birçok kişi beklediklerinden çok daha iyi bir çalışma olduğunu ve çok hoşlarına gittiğini belirtti. Bu kitabı edindikten sonra bana ulaşarak çok keyifli mesajlar iletenler de oldu tabii. Örneğin bir genç arkadaşım “Fiba Holding’de çalışmayı çok istiyordum, meğerse Rusça öğrenmek avantajmış aradığımı buldum.” diye bir mesaj iletti bana. Amerika’da genç bir Türk girişimci arkadaşım da, bu kitabı okuduktan sonra benimle irtibata geçti ve şimdilerde hala görüşüyoruz kendisi ile. Bunlar gerçekten çok keyifli şeyler.

Kitabın oluşum sürecinde gerçekleştirdiğiniz röportajlar arasında sizi etkileyen, unutamadığınız bir an veya anınız nedir?

Bunu ayırt edebilemem çok güç. Çünkü her ismin kendi içerisinde bambaşka hikayeleri var benim için. Her söyleşi bambaşka bir keyif, bambaşka bir yolculuktu.

Deniz Şenokur’un geleceğe ilişkin planları nelerdir? Yazmış olduğunuz kitabın bu planlarınızı gerçekleştirmek konusunda motivasyon açısından size ne gibi olumlu/olumsuz etkileri oldu?

Bu kitabı yazmak bana çok şey öğretti; çünkü benim için bir öğrenme yolculuğuydu. Kimi zaman olumsuz durumlarla da elbette karşılaştım ve bunlara çözüm üretmeyi öğrendim. İş dünyasının işleyiş biçimini sorularla anlamaya çalışırken, bu dünya içerisinde bir proje gerçekleştiriyor ve yaşıyordum da aynı zamanda. Sonuçlandırabilmek ise, gerçekten çok mutluluk vericiydi. Bir çalışmayı sonuçlandırdığınızda, zaten bu sizin için büyük bir motivasyon oluyor. Bu, benim istediğim bir hayalimi gerçekleştirebileceğimin kendime olan bir kanıtıydı da.

Gelecek için her genç gibi benim de planlarım var elbette. Ancak bunları şu an belirli bir nokta olarak söylemek doğru olmayacaktır. Kafamda canlandırdığım büyük bir resim var sadece. Şimdilerde, o resme doğru adım adım yürüyorum. İşte bu resmin bir parçası olacağına inandığım için de bugün Londrada’ yım. Bir süreliğine eğitimime burada devam ediyor ve iş dünyası içerisinde tecrübe ediniyorum. Zaman içerisinde de değişen koşullar ve ortam karşısında yapabileceğimin en iyisini yapabilme çabası içerisinde olarak büyük resme doğru yürümeye devam edeceğim.

Henüz üniversite yıllarında bir kitap yayınlamış genç bir girişimci olarak üniversite öğrencilerine tavsiye ve önerileriniz nelerdir?

Bu söylediklerimi kesinlikle bir tavsiye değil, benim yaşadıklarımdan öğrendiğim küçük notlar olarak değerlendirin sadece. Üniversite öğrencilerine tavsiyede bulunacak bir tecrübeye sahip olduğumu düşünmüyorum çünkü.

Ancak, öğrencilik sıfatı bir insanın hayatında sahip olabileceği en güzel ünvan bence. Bu çalışmayı öğrenci olarak yapmış olmanın zor olduğunu düşünenlerin aksine, ben, öğrenci olduğum için daha kolay gerçekleştirdiğimi düşünüyorum. Eğer aklınızda bir projeniz varsa ve buna inanıyorsanız öğrenciliğin her zaman bir avantaj olacağını unutmayın. Bu öylesine güzel bir şey ki, dünyanın her yerinde taşıdığınız bu ünvanla talep eden ve öğrenmek isteyensiniz. Eğer bir hata yapmış olduğunuzu düşünüyorsanız dahi, bunu telafi edeceğiniz zaman sadece öğrenciliktir. Bundan dolayı, profesyonel dünyanın içerisinde girmeden, öğrenci olduğunuz sürece mutlaka bir şeyler üretin. Bir şeyleri doğru veya yanlış yapın. Yanlış da yapın ki, bunları düzeltin, eksiklerinizi tamamlayın. Sadece ve sadece kendinizi keşfedin sevgili arkadaşlar, kendinize başarmak için izin verin.

Yazar: Burak Yalım

Kaynak: http://www.onlinedergi.com

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir