Rehberiniz-Beyniniz en büyük yardımcınızdır.

iyimeslek.com ailesi olarak “Beyniniz en büyük yardımcınızdır.” adlı yazımızın kişisel gelişiminize katkı sağlamasını umuyoruz
Beyniniz en büyük yardımcınızdır.

DUYGU ASENA

VATAN

Her şeyin başı sağlık denir ya, doğrudur elbette. Bırakın ciddi hastalıkları, insanın parmağının ucu bile ağrısa, dünyası kararıyor, o an yaşamındaki en önemli şey oluveriyor parmağının ucu. O yüzden, en fazla dikkat etmemiz gereken şey gerçekten sağlığımız. Elimizden geleni yapalım, küçük keyiflerimize yenik düşmeyelim, sağlığımızı bozmayalım. Küçük keyifler deyince akla ilk gelen de sigara, alkol, yiyeceklerimiz.

Aslında bu yazının konusu sağlığımız değil, beynimiz… Çünkü bedenimizin en önemli parçası beynimiz. Her şey orada başlıyor, orada bitiyor. Beyin öylesine güçlü bir mekanizma ki, onu iyi kullanmasını bilirsek yapamayacağımız şey yok. Zaten onu iyi kullanabilmemiz de zekâyı ve aklı gerektiriyor, öyle değil mi? İnsan bir şeyi “yapmak” ya da bir şeyden “kurtulmak” isterse beynini iyi kullanarak bunu gerçekleştirememesi mümkün değil. Ben kendimde pek çok kez denedim, oldu. Siz de yapabilirsiniz. Örnekler vereyim…

Korkuyu ele alalım, uçak korkusunu… Hava karlı, buzlu… Uçağın içindesiniz, motorlar çalışıyor, teknisyenler uçağın üzerinde sıcak hava püskürterek buzları eritiyorlar, uçak kalkış kuyruğuna giriyor… Sizin yapabileceğiniz hiçbir şey yok. Kurbanlık koyunlar gibi bağlanmış oturuyorsunuz. İşte bu sırada beyniniz devreye giriyor, korkmamanız için uğraş veriyor:

Bugüne dek en az kaza uçaklarda olmuş. Şu anda bunun içindeyim ve biraz sonra havalanacağız… Çok büyük bir olasılıkla güzelce kalkıp, bir kuş gibi gideceğimiz yere konacağız. Benim bu durumda korkmamdan daha anlamsız ne olabilir? Üstelik korkarsam mutsuz, sıkıntılı anlar geçireceğim, bir şey olmayacağına göre de boşu boşuna sıkılmış olacağım… Aksi bir şey olursa zaten korkacağım. Şimdiden boşu boşuna neden korkayım ki?.. Nasıl, bence hiç de mantıksız değil…

***

Beynimizi bu şekilde kontrol etmeyi hayatımızın pek çok bölümünde becerebiliriz. Örneğin utangaçlık da bu şekilde yenilebilir…. Topluluk önünde konuşmaktan sıkılan bir insan şöyle düşünebilir:

Ben bu toplantıya bu insanlarla birlikte katılabilmişsem onlardan eksiğim yok demektir. Onlar benden daha tecrübeli olabilirler ama yıllar önce benim durumumdaydılar. Demek ki ben de bir süre sonra onlar gibi rahatlayacağım. Aklım var, fikrim var, bilgilerim, düşüncelerim var, bu kişilerin benden çok büyük bir üstünlükleri yok, neden utanacakmışım ki? Hata da yapabilirim. Ne olur yani, ucunda ölüm yok ya… Bu örnekleri dilediğiniz kadar artırabilirsiniz. Kendinizi yapmak isteyip de yapamadığınız bir iş için zorlayın, beyninize bir emir verin yeter, o sizin en büyük yardımcınız olacaktır.

Acı durumlar için de yapabilirsiniz aynı şeyi… “O gitti, dönmeyecek, geri dönmesi için elimden geleni yaptım ama mümkün değil. Bu acıyı büyütüp, yaşamı kendime zehir etmenin hiç anlamı yok, yararı da yok. Zaten büyük acılar da büyük mutluluklar gibi uzun sürmüyor. Bir an gelip unutulacak, yaşam sürecek… Günün birinde nasıl olsa küllenecek ve unutulacak bir şeyi neden uzatayım kendi içimde? Ne kadar kısa kessem, bu bana kâr…”

Şimdi gelin bir düşünelim… Kimbilir neler çıkar kendi hayatımızın içinden. Bunların içinden birini ele alalım ve o konuda beynimize emirler yağdırmaya başlayalım. Başlangıç için bir konu yeter. Bakalım becerebilecek miyiz? İnanın ben bu yolla pek çok şeyi kotardım. Bakarsınız siz de becerebilirsiniz. Gelin deneyin, olmazsa olmaz. Ne kaybedersiniz ki? Zaten olmayan bir şey, yine olmamış olur! Ama bir de olursa. O zaman ne olur bana bir telefon açıp, anlatın… Beni de mutlu edersiniz…

Kim Dergisi Mart 1994

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir