Rehberiniz-Haftaiçi bekarları

iyimeslek.com ailesi olarak “Haftaiçi bekarları” adlı yazımızın kişisel gelişiminize katkı sağlamasını umuyoruz
Haftaiçi bekarları

Rüzgar ve Deniz, ebeveynleri boşanmış pek çok arkadaşları gibi babalarıyla sadece hafta sonu vakit geçiriyor. Ancak onların babası “çocuklarıyla alışveriş merkezlerinde sıkıntıyla zaman öldüren erkek” klişesinden çok farklı. Hafta sonu babalığı kavramına taptaze bir yorum getiren Rıza Reman, bu uğurda internet sitesi bile kurdu: “Bazı gerçekler antipatik olabilir ama çocuklarımızı sadece haftasonları gördüğümüz bir gerçek. İsterseniz bize ‘hafta sonu babası’ yerine ‘hafta içi bekarı’ diyebilirsiniz, zaten üyelerimizin de yarısı kadın!”

Hafta sonu babaları

Üst düzey yönetici Rıza Reman (44) minik oğullarının heykeltıraş annesiyle evliliğini geçen yıl sonlandırdı. Öncesinde de bir yıl eski eşiyle ev arkadaşı gibi yaşadı. Sırf çocuklarının düzeni bozulmasın diye. Şimdi aynı gerekçeyle çocuklara yakın bir semtte oturuyor: “Çocuklar konusunda hiç kavga etmedik, şanslıyız. Küçük oldukları için velayetleri annelerinde. Ancak onlarla olabildiğince vakit geçirmem konusunda anlaştık. Bu konuda çok sıkıntılı hikayeler duydum. En aşırısı mahkeme kararıyla eve yaklaşması yasaklandığı için çocuklarıyla sadece gözetim altında iki saat geçirebilen bir baba.”

Reman boşandıktan sonra, babaların çoğu gibi çocuklarını haftasonu görmeye başladıysa da, onlardan çok farklıydı. Çünkü oturup bu konuda ciddi ciddi kafa yordu: “Bekar ebeveynlerin dertleştikleri bir akşam yemeği sırasında aklıma bir internet sitesi kurmak geldi. Bebek Parkı’nda haftasonu çocuğunun elinden tutup dolaşan en az 50 bekar baba görürürsünüz. Yapacak pek bir şey bulamazlar, aynı şeyleri ben de yaşadım. Seçenekler fast-food restoranları ve alışveriş merkezleriyle sınırlı ve doğrusu bir erkeğe de böylesi daha kolay geliyor. Erkeğe çocuk baktırmak zor iş, kadınlar kadar ehil değiller. Bu konuda danışabilecekleri insanlara da ulaşamıyorlar. İngilizcem iyidir, İnternette çok araştırdım ama yalnız bir babanın çocuğuyla nasıl vakit geçireceğine dair hemen hemen hiçbir bir kaynak bulamadım.”

Kendi babasının deneyimlerinden yararlanmak gibi bir şansı da yoktu Reman’ın, zira ailesini 20 yıl önce bir trafik kazasında kaybetmişti. Sadece yurtdışında yaşayan bir kızkardeşi olsa da, ailesiyle geçirdiği mutlu zamanları her zaman hatırlıyor. “Babam milli atletti, birlikte spor yapardık. Ailece yenen akşam yemekleri çok önemliydi.”

Çocuklar yaşadıkları şehri keşfetsin

Bir derginin beş yıl önce verdiği “İstanbul’da Çocuklarla Yapılacak 600 Şey” adlı ek; tam da bu konuda kafa patlattığı sıralarda imdadına yetişti: “Müzeler, oyun parkları, sanat atölyeleri, anaokulları, spor etkinlikleri vardı listede. ‘Madem yapılacak bu kadar çok şey var, deneyelim bakalım’ dediğimiz ilk eğlence, Olivium’daki tırmanma duvarıydı. Miniatürk’e ve yedi yıldır görmediğim Ayasofya’ya da gittik. Çocukların yaşadıkları şehri tanımalarını istedim.”

İş bu kadarla kalmadı. Rıza Reman internet sitesini kurduktan sonra oteller ve kulüplerle de işbirliği yaparak haftasonu programları düzenledi. Kampçılık, sörf, kayak ve yelken gibi sporların işe katıldığı etkinliklerdi bunlar: “Hocalardan birebir ders alındığı için bu tür sporların grup halinde yapılması daha mantıklı. 150-200 Euro yerine adam başı 15 Euro ödüyoruz. Mesela benim çocuklarımdan biri yüzme biliyor, diğeri bilmiyor. İkisine aynı anda yelken öğretmek ve idare etmek zor. Halbuki kendi yaş ve seviyelerinde başka çocuklar olsa işler daha kolay olacak. Hem grup psikolojisiyle, öğrenirken daha çok eğleniyorlar.”

Sitenin bir başka amacı da aynı durumdaki insanların sorunlarını paylaşmak: “Çocuklarla babalar arasındaki bağ haftanın 5 günü kopuk, 2 günü de alışveriş merkezlerinde geçerse hiçbir şey olmuyor. Birbirlerine güvenleri, sevgileri ve saygıları zor gelişiyor. Yapılanlar kısıtlıysa, paylaşılan şeyler de sınırlı. Keşke insanlar boşanmasa ve çocuklar anne-babalarıyla bir arada büyüse. O süreç yeterince sancılı, sonrası daha da zor. Çıkış noktam şu; tamam ilişki bitti ama artık çocuklarla yeni bir hayat düzeni kuralım. Yalnız kalınca, bu düzende çok fazla şeye ihtiyacınız olduğunu anlıyorsunuz. Kadınların dayanışma içinde akıl alabilecekleri çok insan var. Oysa erkekler neredeyse tamamen yalnız kalıyor ve kendi başlarına bir şeyler yapmaya çalışıyor. Boşandığınız için bu konuları çiftlerle konuşamıyorsunuz, evlilikten çıktığınızdan kadın arkadaşınız olmuyor, erkekler de pek bir şey bilmiyor. Ben çok zorlandım, ki pek çok babaya göre şanslı sayılırım. Çocuklarımla doğduklarından beri ilgilendim, altlarını temizledim. Yemek yapabilen bir erkeğim.”

Çocuğumuzla birlikte büyüyelim

Reman hayatını çocuklarına göre düzenliyor; iş seyahatlerini haftaiçi yapıyor, pazar akşamlarıyla perşembe arası sosyalleşiyor. Yine de “ihmalkar boşanmış babaların” hesabını ondan soruyoruz: “Erkekler buna biraz da zorlanıyorlar galiba. Yalnız kalınca, ne yapacaklarını bilememenin korkusuyla kaçıveriyorlar. İlişkinin nasıl bittiği de önemli, bir hayatı geride bırakmaya çalışırken çocuklarını ihmal edebilirler. Böyle genellemelerden kaçınıyorum ben, çünkü tanıdığım çok iyi babalar ve hayatını değiştirmek için çocuklarından uzaklaşan anneler de var.”

Reman ise çocuklarının hiçbir anını kaçırmak istemiyor: “İlk adımlarını gördüm, ilk sevgililerini görmek de istiyorum. Çocuk doğduğunda kuracağınız bağı 13-15 yaşından sonra kuramazsınız. Boşandığınızda o bağ biraz gevşiyor ister istemez ama ucunu bırakmadan sıkı sıkı tutalım ve çocuklarımızla beraber büyüyelim. Bu bağın kurulmasına en küçük bir katkıda bulunmak bile beni çok mutlu eder. Boşanırken çocuklarının düzenini fazla değiştirmemek ve tutulmayacak sözler vermemek de önemli. Siteyi iki hafta önce açtığımda sadece erkeklerle kısıtlanmasın diye haftasonu ebeveyni demek istedim aslında, fakat bu laf kulağımı tırmalayınca haftasonu babasında karar kıldım. Ama isterseniz haftaiçi bekarı da diyebilirsiniz, zaten üyelerimizin yarısı kadın!

Yazar: Yeşim Çobankent

Kaynak: http://www.hurriyet.com.tr

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir