Rehberiniz-Merhaba tembellik!

iyimeslek.com ailesi olarak “Merhaba tembellik!” adlı yazımızın kişisel gelişiminize katkı sağlamasını umuyoruz
Merhaba tembellik!

Bir şirkette çalışmaya başladığınızda ilk fark ettiğiniz şey o şirkette her işin yanlış yapıldığıdır. Hangi sektör -tekstil ya da gıda ya da ilaç ya da başka bir şey; ne tür bir şirket -büyük, küçük, orta ölçekli, çok ortaklı, tek sahipli, yerel ya da uluslararası; sizin pozisyonunuz -müdür, işçi, stajyer; hiç fark etmez. İşe azıcık da olsa hakim olmaya başladığınızda, her işin yanlış yapıldığını fark edersiniz.

Biri çok çalışıyordur, o kadar da çalışması gerekmiyordur. Biri az çalışıyordur, biraz daha fazla çalışması gerekiyordur. Bir sürü iş zaten gereksizdir, gerekli olanlar da dolambaçlı ve uzun yollardan yapılıyordur.

Her şirketin kadrolu elemanı: Yanlış

Şimdi burada, birlikte çalıştığım insanlar “Bize mi laf geçiriyor bu yoksa?” diye düşünmeye başlamadan önce, söyleyeyim: Bir margarin ve bir lastik fabrikasında birer ay staj yaptım, bir anaokulunda part-time bir yıl, bir turizm şirketinde yine part-time bir yıl ve parti organizasyonu yapan bir şirkette de birkaç ay kadar çalıştım. Hepsinde de kimin, hangi işi, nasıl yaptığını anladıktan sonra şaşkınlıkla “Nasıl oluyor da bu şirket batmıyor?” dedim ve bilmiş bilmiş arkadaşlarıma dert yandım: “Bu şirkette her şey baştan aşağı yanlış.”

Ve bütün arkadaşlarım da bir şirkette çalışmaya başladıktan kısa bir süre sonra aynı cümleyi kurdular bana. Aralarında kendi şirketini kuranlar da oldu, sonra başka arkadaşlarım onların şirketinde çalışmaya başladı… Şirketler değişse de, “yanlış” her şirketin kadrolu elemanı olmaya devam etti.

Şirket: Açık açık konuşulması yasak

Fransız yazar, araştırmacı, psikanalist, eskiden full-time, şimdi part-time şirket çalışanı Corinne Maier; “esrarengiz bir dünya” olan şirketleri “jargonsuz ve yalansız” anlatmaya çalıştığı “Merhaba Tembellik”in başında “Yoksa bu hakkında açık açık konuşulması yasak bir konu mu?” diye soruyor.

Tabii ki öyle!

Şirketlerde çalışanlar şirketlerden ekmek yiyor, bu konuda konuşamazlar.

Şirketlerde çalışmayanlar da şirketleri nereden bilsinler? İnsan bilmediği şeylerin; ne bileyim şirket jargonunun, kısaltmalar kullanmanın, saatler süren toplantıların, kartvizitte yazan anlaşılmaz titrlerin falan bir manası olduğunu zannediyor.Şu turizm şirketinde çalışırken şimdi hatırlayamadığım çok afili bir titrim ve yaptığım işi okuldaki arkadaşlara anlatırken kullandığım öyle çok kısaltma vardı ki; neredeyse ben bile mühim bir iş yaptığıma ikna olacaktım.

Niteliksiz çalışan aramıza hoş geldin

Oysa Maier”in yazdığı gibi “yaptığım iş esas olarak hiçbir işe yaramaz ve her an sokaktan geçen ilk salak yerimi alabilir”di. Nitekim ben de o işi herhangi bir niteliğimden ötürü değil “sokaktan geçen bir salak” olduğum için almıştım.

Ve bunu okur okumaz unutun ama köşe yazmak da pek farklı sayılmaz.

Yine Maier”in yazdığı gibi “Yakında insanlara sadece iş görüşmesi yaptıkları kişileri etkilemenin yolları öğretilecek. Niteliksiz çalışan, aramıza hoş geldin.”

Bu kadın kesinlikle “zararlı”lardan…

Corinne Maier “İş dünyasında oynanan büyük oyunda asıl oyuncu şirkettir. Siz sadece piyonsunuz” diyor ve piyonları üçe ayırıyor: Sallabaşlar, zararlılar, tembeller…İşyerindeki “yanlışlığı” düzeltmenin benim işim olmadığını fark ettiğimden beridir, ki hayli uzun zaman oldu bunu fark edeli; ben sallabaş ile tembel arasında gidip geliyorum sanırım. Maier”e gelince… Tam bir “zararlı” olduğuna karar verdim. Kendi cümleleriyle söyleyeyim; “işyerinde kargaşa yaratan, insanları birbirine düşüren, huzuru bozan ve iş arkadaşlarına sinir krizi geçirttiren tipler”den belli ki.

* * *

Bakmayın siz “Merhaba Tembellik”in alt başlığının “İşyerinde Olabildiğince Az Çalışmanın Yolları ve Gerekliliği” olduğuna, bu kitabın “tembellik manifestosu” olarak sunulduğuna…

Ya bu kitabı patronlar da okursa…

Köle misiniz, modern zaman kölesi mi yoksa?

Çin polisi birkaç gün önce iki aydır tuğla ocağında kilit altında tutularak parasız çalışmaya zorlanan 30 kişiyi kurtardı. 15-61 yaş arası 30 kişi…

Çin”in farklı bölgelerinden bu 30 göçmen Shanxi eyaletindeki bir fırında, başlarında 24 saat nöbetçilerle, günde 18 saat çalıştırılıyor, şikayet edenler dövülüyor, ölmemelerini sağlayacak kadar yemekle besleniyorlarmış. Sonunda bir kişi kaçmayı başarmış ve polise haber vermiş.

Türkiye”de de fuhuşa zorlanan kadınları kurtarmak amacıyla kurulan yardım hattına ilk 10 ay içinde bine yakın başvuru geldiği belirtiliyor. Hattı arayan her dört kişiden üçü, “Fuhuş yaptığım kadını kurtarın” diyen Türk erkekleriymiş. Milliyet”te Şükran Pakkan”ın haberine göre bu hat sayesinde zorla fuhuş yaptırılan 200 kadın kurtarılmış. “Merhaba Tembellik”te soruluyor: “Yaşamınızı bir şirkette ay sonunu bekleyen modern zaman kölelerinden biri olarak mı geçiriyorsunuz?” Evet.

Ve böyle bir dünyada yaşadığımız için, sadece “köle” değil de en azından “modern zaman kölesi” olduğumuza sevinmemiz bekleniyor.

İnsanlar çalışmayı sevseydi, bedava çalışırlardı

Corinne Maier “İşin başı paradır ama bunu asla söylememek gerekir” diye yazmış “Merhaba Tembellik”te, “Bu konuşulması yasak bir konudur. Şirket paradan hiç söz etmez; bu bayağı sözcüğün yerine, çok daha rafine olan ciro, sonuç, ücret, gelir, bütçe, prim, tasarruf sözcüklerini kullanmayı tercih eder.” Bir gün motivasyon konulu bir toplantının ortasında Maier “işe sadece ekmek parasını kazanmak için geldiğini” söylemeye cüret eder.

On beş saniye süren mutlak bir sessizlik oldu ve herkeste tedirgin bir hava oluştu. Fransızcada ”iş” (travail) sözcüğü bir işkence aletinin adından geliyor olsa da, her hal ve şartta, işinize ilgi duyduğunuz için çalıştığınızı söylemeniz zorunludur.

Ben de bir keresinde “para kazanmak için çalıştığımı” yazmaya cüret etmiştim.

Okuduktan sonra tedirgin bir sessizliğe büründü mü insanlar bilmiyorum ama inanılmaz çok sayıda sitem mesajı geldi; çoğu da beni severek, beğenerek okuduğunu söyleyen insanlardan:

Nasıl para kazanmak için yazı yazdığını söyleyebilirsin?

Aksini nasıl söyleyebilirim?

Yalan olur.

Elbette para için çalışıyorum.

Kitaptan devam edelim:

Çalışırsınız çünkü çalışmak zorundasınızdır. Çalışmayı kimse sevmez. Sevselerdi insanlar bedavaya çalışırlardı.

Yazı yazmayı sevdiğimi söyleyeyim de -ki sevmiyorum!- maaş ödemeyi mi kessinler yani?

Yazar: Tuba Akyol

Kaynak: http://www.milliyet.com.tr

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir