Rehberiniz-Mucize mi, yoksa dejenereasyon mu?

iyimeslek.com ailesi olarak “Mucize mi, yoksa dejenereasyon mu?” adlı yazımızın kişisel gelişiminize katkı sağlamasını umuyoruz
Mucize mi, yoksa dejenereasyon mu?

İnternet melek mi, şeytan mı?

İnterneti modern dünyanın hertürlü kötülüğünün, stresin, bilgi kirliliğinin ve dejenerasyonun başı olarak mı görüyorsunuz? Yoksa dünyada ihtiyacınız olan herşeyi klavyenizin yakınlığına taşıyan bir mucize mi? Melek mi? Şeytan mı?

Teknoloji insanın yapmak istediklerini gerçekleştirmesi için kullandığı bir arayüz Aleks Krotoski’ye göre. Krotoski Untangling the Web (Ağı Çözmek) adlı kitabın yazarı. Bir gazeteci ve akademisyen olarak internet üzerine yaptığı 13 yıllık araştırmalarına yer vermiş Untangling the Web’de. Kitap, teknolojinin yaşamımıza etkilerini 17 deneme ile belli ana başlıkların üzerinde durarak ele almakta. Gizlilik, kimlik, online arkadaşlık ve internettin sosyal ve psikolojik etkilerinden söz eden makalelerin yanı sıra, anonimlik ve internetin sağlığa etkilerinden korkmak gibi üzerine fazla düşünülmeyen yönlerini de detaylı bir şekilde değerlendiren dolu dolu bir çalışma gerçekleştirmiş yazar.

Krotoski en büyük sanal dünya olan Second Life üzerindeki insanların birbirleriyle ilişkileri üzerine doktora yapmış. Doktora eğitimine başladığı 2003 senesinde Second Life’ye üye 3000 kişi varmış, doktora programını bitirme aşamasında ise, üye sayısı 15 milyona ulaşmış. Second Life’nin yaratıcısı Linden Lab’dan araştırması için aldığı kaba veriler ışığında insanların birbirleriyle olan ilişkilerini anlamlandırmak amacıyla detaylı kalitatif ve kantitatif çalışmalar yürütmüş. Krotoksi’nin kitabı kendi online deneyimlerinden yola çıkıyor daha sonra ‘biz’diye adlandırdığı toplumu ele alıyor ve geleceğe dair öngörülerini dile getiriyor. Bireyi ve toplumu sosyolojik bir vurguyla kaleme alıyor.

İnternetin olumsuz yönleri olduğu gibi olumlu yönleri de var

Krotoski’ye göre, insanların internet hakkında söyleyecekleri olumlu veya olumsuz çok şey var. Bazıları internetin kanseri tetiklediğini iddia ediyor, diğerleri aile hayatlarını mahvettiğini söylüyor, komplo teorisyenleri için internet devrimlere sebep oluyor. İnternete gelin yakından bakalım: Psikolojik ve sosyolojik olarak internet grup veya ilişki kurmada süreçleri ve motivasyonları ne kadar etkiliyor? İletişimimiz yalınlaşıp hiyerarşik kalıplardan kurtuluyor, ilişkilerimiz de bu yönde internetle beraber farklı bir yapıya dönüşüyor.

Ancak iletişim ve ilişki kurma sebeplerine, konuların içeriğine baktığımızda aslında fazla bir şeyin değiştirmediğini görüyoruz. Varolan iletişim araçlarının yerini internet aldı o kadar. İşin özü şu; internet aslında bizlere bir şey yapmıyor, iletişimimizi kolaylaştırmak dışında. Burada teknoloji bir ayna görevi görüyor.

Neden bir topluluk oluşturma, cemiyet kurma ihtiyacı duyarız? Kendimizi ait hissettiğimiz bir topluluğun içinde olmak, kendi düşüncelerimizi ifade etmek ve benzer fikirde insanlarla fikir alışverişi yapmak için diyebiliriz. Eskiden bunu fiziki bir ortamı paylaşarak, insanlarla yüzyüze konuşarak yaparken bugün aynı ihtiyacımızı internet üzerinden gideriyoruz. Gene aynı cemiyete üyeyiz ancak evimizdeki bilgisayardan, akıllı telefonumuzdan iletişimleri yürütüyoruz. Kısacası, internet sayesinde coğrafi kısıtlamalar ortadan kalkıyor.

Teknolojin işimize etkileri

2010-2011 yıllarında Guardian’da gene ‘Untangling the Web’ adıyla yayınlanan yazılarında Krotoski teknolojinin iş yaşamımıza etkilerini özetliyor. 1980’lerde Amerika’da bir komedi dizisi oynardı ‘Growing Pains.’ Pek de parlak bir senaryo olmamakla beraber, evli 2 orta sınıf profesyonelin ve çocuklarının gündelik yaşamını anlatan bir diziydi. Akılda kalan yönü, TV tarihinde ilk kez ofis dışında – bir telefon ve faks makinesinin yardımıyla babanın evden çalışmasıydı. Bugün belki çoğu baba halen ofis ortamında çalışmaya devam ediyor ancak ofis dışında sadece evde değil, dizüstü bilgisayar ve akıllı telefonun olduğu her yerde çalışan profesyonellerin sayısı günden güne artıyor. Kısacası, sanayi devriminin merkezileştirdiği ofisleri teknoloji devrimi periferlere kaydırdı. Çalışma ortamı informalleşti. Dolayısıyla, ofislerin formal ortamı içinde çay veya kahve makinesi önünde yapılan kısa aralar ve samimi sohbetler kayboldu. İletişim telefon, Skype ve Viber gibi online ve mobil uygulamalara indirgendi. Bir diğer deyişle, kişisel kontakt arada sıkıştı kaldı.

İnternet belki bireylerin samimi iletişimini negatif yönde etkiliyor ancak internetin iş yapma alanındaki kolaylıkları da yadsınmamalı. Ne kadar meşgul olursanız olun çalışmak istiyorsanız internetin size uygun bir modeli var. Ev hanımı annelerin üç küçük çocuğuna bakarken eBay, Amazon ve Etsy gibi sitelerde dükkan açtıklarını, minimum maliyetlerle şirket kurduklarını, ürün ve hizmetleri sermaye koymadan alıp sattıklarını, ailelerine ekonomik olarak da evden katkı sağlayabildiklerini görüyoruz.

İşi internete taşımak online rakiplerin artışıyla yerleşmiş sektörlerin ve işletmelerin de gündeminde. Örneğin, araba satıcıları internetteki araba satışlarından darbe yiyor ve kendini sosyal medya üzerinden tanıtma ihtiyacı duyuyor. Eskiden araba bayiine gidilir, en yeni model arabalar test sürüşüne çıkarılır, satış elemanı ikna yeteneğini konuşturur ve elindeki arabaları müşterisine sunduğu belli avantajlarla satardı. Bayinin müşteri deneyimine getirdiği artılar sınırlı olduğu gibi, bugün araba bayiine gitmenin çekiciliği gölgelendi. İnternet üzerindeki fiyat daha iyiyse, bayiden test sürüşünü yapıp internetten arabasını alıyor bilinçli müşteri. Klasik bayilerin internette bir varlık oluşturması, tanıtımını ve çeşitli kampanya avantajlarını bu mecralarda sunması şart. Sonuçta, unutulmamalı ki; halen internet satıcısının hiçbir zaman sunamayacağı yüzyüze kontakt klasik araba bayisinin en büyük avantajı.

Ben buradayım diye tweet atmak

Sabah kahvaltısıyla ilgili tweet atanlardan mısınız? Değilseniz bu eylem çok anlamsız gelebilir size. Ancak bir anlamı var. Kahvaltıda ne yediğini yazmanın günaydın demekten veya ben buradayım bunu yiyorum sen ne yapıyorsun demekten farkı yok. Bir tür sosyalleşme çağrısı. Bir diğer deyişle, bir kimlik ve topluluğa ait olma arayışı. Online kimlik oluşturmak buluğ çağında bir gencin fanı olduğu müzik grubunun posterini asması gibi bir şey. Örneğin, Second Life içerisinde seçtiğiniz saç renginden, kullandığınız arabaya, dinlediğiniz müziğe, beğendiğiniz markalara kadar her şey çevrenize sizle ilgili birşeyler söylüyor.

İnternet gerçekten insanları radikalleştiriyor mu?

Terör ve şiddeti internet körüklüyor mu? Nasıl körükleyebilir ki? Anonimlik sayesinde… Her türlü sözü veya hareketi bilgisayarınızın arkasında yapmakla yüzyüze yapmak arasında fark var. Kin güdebilir, küfür edebilir, insanları kışkırtabilirsiniz klavyenizden yazdıklarınızla ancak bunu birebir topluluğun önüne çıkarak yapmak farklıdır… Aslında özünde çok farklı değil. İnsan içindeki duyguları internet üzerinden daha kolay gösteriyor, dile getiriyor olabilir ancak o duygular hep oradadır sadece açığa çıkarılmasında değişiklikler vardır.

İnternetle insanlar ölümsüzleşiyor

En sabit ve basit gerçeklerin başında gelir birgün hepimizin öleceği gerçeği. Hiçbir ilaç, krem, tedavi bunu değiştiremez. Artık bu dünyadan göçüp gittikten sonra arkamızda bırakacağımız bir dijital miras var: Kimliğimizin önemli bir parçasını taşıyan Facebook hesabımız, resimlerimiz, arkadaşlarımızla sohbetlerimiz, online banka hesabımız vs… Öldükten sonra, ailemiz, dostlarımız ve meslektaşlarımızdan oluşan çevremizin bizim hakkımızda yazacaklarıyla ilgili hiçbir kontrolümüz olmayan anma sayfaları arkamızda bırakacağımız online mirasın kaçınılmaz bir parçası olacak. Cenaze namazında “Merhumu nasıl bilirdiniz?” sorusuna dobra bir yanıt…

Birçok sosyal medya sayfası ölen üyenin aile bireylerine kullanıcı adı ve şifresini vermeyi kabul ediyor. Yakınları ölen sevdiklerinin ardından anma sayfaları hazırlayabiliyor, sevdikleriyle ilgili bilgileri birbirleriyle paylaşabiliyorlar. Kişi bir anlamda online mevcudiyetiyle ölümsüzleşiyor. Böyle bir durum Facebook öncesi pek de mümkün değildi. Ölüm yıldönümlerinde dostların ve akrabaların kişiyi hatırladıklarını göstermeleri, onunla yaşanmış anılarını aktarmaları ölen yakınınızın yanınızda olduğu hissini veriyor. Özetle, teknoloji sayesinde öldükten sonra da, bu dünyada bir iz bırakabiliyoruz.

Kaynak: http://www.dunya.com

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir