Rehberiniz-Kahvaltı yapanlar daha formda

iyimeslek.com ailesi olarak “Kahvaltı yapanlar daha formda” adlı yazımızın kişisel gelişiminize katkı sağlamasını umuyoruz
Kahvaltı yapanlar daha formda

Yıllardır kahvaltı etmiyorum, nasıl değiştireceğim bu alışkanlığı?” diye kendinizi olumsuz düşünceye hapsetmeyin. Bu davranışı değiştirmek için zamana ihtiyacınız olabilir ama kahvaltı etmenin keyfi ve bedeninizde yarattığı olumlu etkiyi görünce kahvaltı etme keyfinden vazgeçemeyeceksiniz. Beslenme ve Diyet Uzmanı Dilara Koçak’tan fikrinizi değiştirecek öneriler…

Araştırmalar kahvaltı yapanların kilo kontrolünde daha başarılı olduğunu ortaya koyuyor. Öğün atlanmadığı zaman kan şekeri dengesi, daha iyi oluyor, metabolik hız artıyor ve bir sonraki öğüne kişi daha az acıktığı için aşırı yağ tüketmiyor ve kilo almıyor.

Bir tek öğünle tüm sağlığımız değişmez ancak kısa aralıklarla az ve sık yemek yenilirse vücudun yağlanması engellenebilir. Uzun aralıklarla yemek yendiğinde vücut yağı artar. Sabah uyanınca yaklaşık 12 saatlik açlık gerçekleşmiştir, eğer öğlene kadar bir şey yenilmez ise vücut 16- 17 saat aç kalmış olur ve bundan sonra yediklerinizin doğrudan yağa çevrilme oranı artar. 24 saatlik bir günün 17 saati aç durup, geri kalan 7 saatte yemek yemek vücudun çalışma ritmine aykırıdır.

Kahvaltı en çok atlanan öğün oluyor

Zamansızlık, geç uyanma, iştahsızlık, yorgunluk, aç hissetmemek kahvaltı yapmayan bireylerin genel sebeplerinden bazıları. Oysa güne iyi başlamak için kahvaltı en önemli öğün. Bu konuda yapılan çalışmalar gösteriyor ki kahvaltı yapmak çok önemli ve gerekli. Buna rağmen en çok atlanan öğünler araştırıldığında, kahvaltının en çok atlanan öğün olduğu ortaya çıkıyor. Bazı insanlar uyandıkları zaman aç olmadıklarını ileri sürerken bazıları eğer kahvaltı edersem gün boyu sürekli yemek yiyorum diye şikayet ediyorlar. Her iki şikayetin oluşma sebebi de aslında yanlış besin seçimleridir.

Sabah kahvaltı edince daha çok acıktığınızı mı hissediyorsunuz?

Açlık hissi fizyolojik ve olması gereken normal bir sinyaldir. Üç saat arayla acıkmak ve vücuda doğru gıdayı vermek metabolik hızı artırmanın önemli bir yoludur. Bu sebeple açlık hissini kabul etmek gerekir. Ancak sabah kahvaltıda sadece meyve yemek, reçel-tereyağı-ekmek yemek, meyve suyu içmek veya tatlı bisküvi atıştırmak, sadece beyaz un ve yağdan oluşan bir poğaça tüketmek açlık hissini tetikleyen ve yağ depolamasını artıran yanlışlar ve gizli tuzaklardır.

Bu tür besinler kan şekeri ve enerjide hızlı bir artışa sebep olur, ancak 1 saat sonra kan şekeri ve enerji düzeyi birden düşerek açlık belirtilerini oluşturur. Çünkü insülin aşırı uyarılmıştır. Bu tuzağa düşmeyin eğer kahvaltı edip uzun süre tok kalmak istiyorsanız mutlaka kahvaltıda protein (süt, peynir, fındık, ayran, yoğurt vb) ve rafine edilmemiş tahıl (tam buğdaylı tahıl gevrekleri, tam tahıl ekmeği vb) alın.

Kahvaltıyı kolaylaştırabilirsiniz

Evde hazır yiyecekler bulundurmaya çalışın; dilimlenmiş kepekli ekmek, dilimlenmiş az yağlı kaşar sadece 2 dakikanızı alır. Dilerseniz evde, dilerseniz yolda, dilerseniz iş yerinde tüketin. Tahıl gevrekleri, az yağlı süt, biraz kuru meyve de kolay ve sağlıklı bir çözüm. Uyanma saatinizi biraz erkene almayı deneyin böylece daha rahat ve keyifli bir kahvaltı yapmak da mümkün olur, peynir, zeytin, domates, salatalık kepekli ekmek gibi.

Tok tutan ve kilo vermeye yardımcı kahvaltı örnekleri

• Kahvaltılık tahıl gevreği ( şekersiz, yağ oranı düşük, tam tahıllı) veya yulaf ezmesi ile süt • 1 bardak süt, meyve, 2-3 ceviz • 1 bardak kefir, yağsız kraker ( tam tahıl veya kepekli) • 1 kutu yoğurt ve 2 kuru kayısı ve 1 çay kaşığı keten tohumu ve tarçın • 1 bardak süt, 10 badem veya fındık • Tost (kepekli yağsız) • Yumurta, ekmek, domates, salatalık, yeşil biber • Lor peyniri, tam çavdar ekmeği, 3-4 zeytin domates, salatalık biber vb…

Yapılan birçok araştırmada kahvaltı yapan bireylerin;

• Günün ilerleyen saatlerinde daha güçlü ve dayanıklı olduğu, • Konsantrasyonlarını daha uzun süre etkin seviyede tutabildikleri, • Kilo kontrolünde daha başarılı oldukları gösterilmiştir.

KAYNAK: Hüriyet

Rehberiniz-Kahraman doktor: 57 yıldır 5 dolara hasta bakıyor

iyimeslek.com ailesi olarak “Kahraman doktor: 57 yıldır 5 dolara hasta bakıyor” adlı yazımızın kişisel gelişiminize katkı sağlamasını umuyoruz
Kahraman doktor: 57 yıldır 5 dolara hasta bakıyor

ABD’nin Illinois eyaletinin Rushville kentinde yaşayan Dr. Russell Dohner mesleğe başladığı 1955 yılından beri kalp krizi geçirdiği gün hariç bir gün bile işini aksatmadı.

Hastalarından muayene karşılığında 5 dolar (9 TL) ücret talep eden doktorun muayenehane her gün yüzlerce hasta geliyor. BBC televizyonuna konuk olan 87 yaşındaki Dohner doğup büyüdüğü şehirde komşularının yardımına koşmaktan mutlu olduğunu söyledi.

Acil vakalarda olay yerine giderek hastalara müdahale eden Dohner şöyle konuştu: “Rushville’in bir doktora ihtiyacı vardı. Ben de bunu bildiğim için mezun olduktan sonra burada kaldım.”

Bugüne kadar hiç tatil yapmadığını söyleyen Dohner sadece kalp krizi geçirdiği zaman bir süreliğine hastalarıyla ilgilenememiş. Bütün hayatını hastalarına adayan Dr. Dohner hizmet ettiği şehirde “Kahraman doktor” olarak anılıyor.(

Kaynak: http://Hürriyet

Rehberiniz-Kadınların en büyük hayali ne?

iyimeslek.com ailesi olarak “Kadınların en büyük hayali ne?” adlı yazımızın kişisel gelişiminize katkı sağlamasını umuyoruz
Kadınların en büyük hayali ne?

Bir grup araştırmacı kadınların hayalleri hakkında bir inceleme başlattı. İşte kadınların en büyük hayali!

21 yüzyıl kadını görünüşe göre tüm kariyer hedeflerini ve hırslarını bir kenara bırakmış durumda. İncelemeye katılan kadınların %65’inin başarılı bir evlilik hayali kurduğu ortaya çıktı. Kadınların %70’i “evli, mutlu ve çocuklu” bir yaşam hayal ediyor. Büyük çoğunluğu da sadece çocuğuyla ve eviyle ilgilenmeyi, işi bırakmayı istiyor.

1990’lı yıllarda yapılan bir araştırmada sadece %20’lerde olan bu oranın ise bu kadar artmış olması uzmanları şaşırtıyor.

%62’si kendinden zeki erkek istiyor

Uzmanlar kadınların birlikte olup evlenmek istedikleri adamların IQ seviyeleriyle ilgili bir inceleme de yaptı. Kadınların %62’si kendisinden daha zeki bir erkekle hayatını birleştirmek istiyor. %20’si ise kocalarının entellektüel olup olmadığına hiç önem vermediğini ve sadece aşkın önemli olduğuna dikkat çekiyor.

Bir kaç on yıl önce kariyer hedeflerinden özel hayatını pek de önemsemeyen kadınların şimdi mutlu bir yuva hayali kuruyor olması garip gelebilir. Ancak biraz düşündüğünüzde mutlu bir yuvanın iyi bir kariyeri perçinleyeceğini kolayca fark edebilirsiniz.

Kaynak: http://www.kalitelihayat.com

Rehberiniz-Kadınların diyet telaşı ömürlerinden götürüyor

iyimeslek.com ailesi olarak “Kadınların diyet telaşı ömürlerinden götürüyor” adlı yazımızın kişisel gelişiminize katkı sağlamasını umuyoruz
Kadınların diyet telaşı ömürlerinden götürüyor

İngiltere’de bir sağlık dergisinin yaptığı çalışmada kadınların hayatları boyunca toplam 17 sene boyunca fazla kilolarından kurtulmaya çalıştığı ortaya çıktı.

Araştırmaya katılan kadınların “diyet hikayelerini” inceleyen uzmanlar ortalama 82 yaşına kadar yaşayan ve ilk diyetini 18 yaşında yapan bir kadının hayatının sonuna kadar yılda iki kez rejim yapması durumunda aralıklı olarak istediği kiloya 9 kez ulaşabildiğini açıkladı.

“Diet Chef” adlı derginin sahibi Kevin Dorren İngiliz Daily Mail gazetesine konuşarak kadınların rejim alışkanlıklarıyla ilgili şunları söyledi:

“Eğer bir kadın özel bir geceye hazırlanıyorsa rejime başlaması kolay oluyor. Fakat kişi kilo vermeye karar verdiğinde bunun uzun bir süreç olacağının bilincinde olmalı.”

Çalışmaya katılan kadınların %33’ünün yaz tatiline çıkmadan önce, %22’sinin sağlık sorunları nedeniyle ve %18’inin de bir düğüne katılmadan önce diyet yapmaya başladığı ortaya çıktı.

Kaynak: http://Habertürk

Rehberiniz-Kadınların çalışmasını kim engelliyor?

iyimeslek.com ailesi olarak “Kadınların çalışmasını kim engelliyor?” adlı yazımızın kişisel gelişiminize katkı sağlamasını umuyoruz
Kadınların çalışmasını kim engelliyor?

’’İşgücü Piyasasına Girişte Kadınlar İçin Engeller ve Fırsatlar’’ başlıklı araştırma, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı ile İŞKUR’un yararlanıcı olduğu ve AB tarafından sağlanan finansal katkı ile yürütülen proje kapsamında 43 ili temsilen Gaziantep, Trabzon, Çorum, Erzurum ve Van’da gerçekleştirildi.

Anketler genel olarak kadın ların, ’’tüm toplumsal baskılara ve evdeki ağır sorumluluklarına’’ karşın çalışmak istediklerini ortaya koyarken, kadının iş gücü piyasasına girişte önündeki en büyük engelin ’’geleneksel bakış’’ olduğunu belirledi.

Geleneksel anlayışın hakim olduğu bölgelerde, kadınların evlendikten sonra çalışmasının tercih edilmediği ortaya çıkarken, bunun tüm illerde yaygın olması ise ayrıca dikkati çekti. Bu sıralamada başı ise Van ve Erzurum çekti.

Araştırma, kadınların tercih ettiği meslekleri de ortaya koyuyor. Çıkan tercihler gözönüne alındığında ise kadınlar daha çok ’’kadınca iş ve iş yeri koşulları’’ istiyor.

Kadınların, önem sırasına göre tercih ettiği meslekler şöyle:

Dikiş-nakışçı, aşçı, çocuk bakıcısı, konfeksiyon işçisi, öğretmen, temizlik elemanı, sekreter, büro memuru, terzi, satış elemanı, muhasebe, kuaför, kendi işletmesinde çalışma, büro işçisi, kasiyer, bulaşıkçı, tekstil çalışanı, halı dokuyucusu, takı tasarımcısı, garson, el sanatları ustası, çaycı, avukat, işletmeci, hasta bakıcı, hemşire.

Kaynak: http://www.ensonhaber.com,au

Rehberiniz-Kadınlara ilham veren başarı öyküsü

iyimeslek.com ailesi olarak “Kadınlara ilham veren başarı öyküsü” adlı yazımızın kişisel gelişiminize katkı sağlamasını umuyoruz
Kadınlara ilham veren başarı öyküsü

Başarı hikâyeleri, her zaman bizi cesaretlendiren ve imkânsızın aslında; sadece kendimize koyduğumuz sınırlardan ibaret olduğunu hatırlatır. Dünya Kadın Girişimciler Platformu NEWWW’de ilk Türk Kadın Başkan Emel Efe Göksel’in yakın geleceğimize ait ilham verici başarı öyküsü de bunlardan biri diyebiliriz…

Paris’te Türk Kültürüyle Yetiştirildiler

Her şey 1967 yılında, Denizli’den ayrılan babasının hayallerinin ve umutlarının peşinden Paris’e gitmesiyle başladı. 1970’li yıllarda artan göç sonucunda Türkler, Avrupa ülkelerinde pekiyi şartlar altında değillerdi. Sosyolojik ve ekonomik zorluklar, o dönem daha iyi bir yaşam kurmaya çalışan Emel Efe Göksel’in ailesini de etkilemişti. Türk oldukları için ayrı tutuluyor, azımsanıyor, hor görülüyor ve ayakta kalabilmek için aşırı çaba sarf etmek zorunda kalıyorlardı. Fransa’da geçimlerini, karı-koca önce terzilik yaparak sonra da tekstil sektöründe kendi iş yerlerini açmayı başararak kazanmaya başladı. Emel Efe Göksel, üç çocuğunu da Paris’te dünyaya getiren çiftin; ortanca kızlarıydı. Ailesi, Türk kültürüne ait ilke ve edep kurallarını, saygıyı, sevgiyi ve dürüst olmayı çocuklarına öğretmişti.

Paris XI Hukuk Fakültesi’nden Mezun Oldu

Türk kültürel değerleri ve Fransız yaşam şeklinin gerekliliklerini sentezleyerek yetişen Emel Efe Göksel, onu başarıya taşıyan hayat yarışına, henüz okul yıllarında başladı. Emel Efe Göksel; okul yaşamı boyunca başarılı bir öğrenciydi ve sınıfını birincilikle bitirdi. Yaşama hakkı olan her bireyin, adil şartlara sahip olması gerektiğine inanan Emel Efe Göksel’i, adalet ve doğruluk kavramları için mücadele etme güdüsü onu hukuka yöneltti ve Paris XI Hukuk Fakültesi’nden mezun oldu.

Vatan Özlemiyle Türkiye’ye Dönüş

İçindeki vatan özlemiyle, Türkiye’ye dönme kararı alan Emel Efe Göksel, üniversiteyi bitirdikten sonra İzmir’de uluslararası bir hukuk bürosunda staj yaptı. İzmir’de geçen staj dönemi sonunda, çalıştığı hukuk firmasının Paris ofisine geçerek, tekrar Fransa’ya döndü. Fransa’da bir yıl çalıştıktan sonra görev yaptığı hukuk firmasından ayrılarak İstanbul’a yerleşme kararı aldı. Emel Efe Göksel, İstanbul’a yerleşme sürecini ise şöyle anlatıyor: “İstanbul’a yerleşmek, Avrupa’da yetişmiş Türk bir bayan olarak kolay olmadı doğrusu. Aynı sosyo-ekonomik altyapıdan gelen ve karşı cinsten olan birine göre en az iki kat daha fazla çaba sarf etmeniz gerekiyor. Sebebi ise: ‘Bir kadın ve Avrupa’da yetişmiş olmanız’… Dış görünüşünüze ek olarak, güçlü ve sağlam bir akla sahip olduğunuzu, muhatabınıza kanıtlamanız gerekiyor. Kolay bir yem olarak görünüyorsunuz herhalde. Kıvrak zekâlarına karşın, Avrupa’da yetişen Türklerin masum ve naif olduğunu düşünüyorum. Karakteriniz güçlü değilse, kolay yem olabiliyorsunuz. Çok şükür, ailemden aldığımız eğitim ve güçlü karakter yapımız sayesinde, kendimizden hiç taviz vermeden dimdik durabildik. Aile temelinin sağlam olması, insanın hayatı boyunca alabileceği en önemli lütuftur.”

Dünya Kadın Girişimciler Platformu NEWWW’de İlk Türk Başkan

Emel Efe Göksel; ilerleyen zamanda, daha önce Avrupa’da yaşamış olan bir Türk ile evlendi ve 2 kız çocukları oldu. Anne olduktan sonra çalışma hayatına daha da hız veren Emel Efe Göksel, aynı zamanda çocuklarını sevgi dolu ve disiplinli bir şekilde yetiştirdi. Avrupalı bir Türk olarak İstanbul’a yerleşmesinin ve tüm çalışmalarının amacında; Türkiye’ye ve Türkiye’deki girişimci kadınlara yararlı olmak olduğunu belirten Emel Efe Göksel, Türkiye’de Kadın Girişimci derneklerinde ve yüzlerce iş kadınını ağırlayan uluslararası iş kadınları zirvesi organizasyonlarında aktif rol aldı. Ardından buradaki başarılı çalışmaları uluslar arası arenada da ses getirdiğinden Dünya Kadın Girişimciler Platformu NEWWW’in genel sekreterliğine atandı. Aktif ve başarılı çalışmalarının devamında, NEWWW Dünya Kadın Girişimciler Platformu’nda ilk kez bir Türk başkan oldu. Dünya’daki bütün KOBİ ve girişimci kadınları bir araya getirerek, uluslararası iş imkânları sunmaya devam eden Emel Efe Göksel, Türkiye’deki girişimci iş kadınlarıyla NEWWW’in Türkiye’deki temsilciliğini kurmaya hazırlanıyor.

KAYNAK: Yenibiris

Rehberiniz-Kadınlar ofiste ne giymeli?

iyimeslek.com ailesi olarak “Kadınlar ofiste ne giymeli?” adlı yazımızın kişisel gelişiminize katkı sağlamasını umuyoruz
Kadınlar ofiste ne giymeli?

Lucy Kellaway adını ablamdan öğrenmiştim. Financial Times’da “iş dünyası” sayfasında köşe yazıyor. Sadece business ile ilgili değil. Hayatın içinden günlük konuları yazıp, bunları bir güzel yoğurup ilginç yorumlar yapıyor. Yumuşak, çok rahat okunur bir üslubu var.

Kellaway haftanın bir günü de Güzin Abla’lık yapıyor. Okuyucular soruyor, o cevaplıyor.

Geçenlerde, kendisine mail atan 27 yaşında bir genç kız sıkça karşılaşılan bir soruna değinmiş. İşe streç ve biraz da kısa bir elbiseyle gitmiş. Yazısından, özenip bezenip elbiseyi aldığını, özenip bezenip de giydiğini anlıyoruz. Ama ofisinin kaknem kadınlarından biri, sanki üzerine vazifeymiş gibi hemen kendisini uyarmış. Eğer iş yerinde kendisine saygı duyulmasını istiyorsa bu tür elbiseler giymekten kaçınması gerekiyormuş. Bu arada yerin Londra, yılın 2010 olduğuna dikkat çekelim.

Lucy Kellaway de kendi başından geçen çok benzer bir hikaye anlatmış. Neredeyse tek fark, aradan 25-30 yıl geçmiş olması. Malum, muhafazakar zihniyetin değişmesi pek kolay bir şey değil. Kellaway’ın elbisesi öyle seksi filan değil biraz dizinin üstündeymiş. Her iş yerinde benzerleri bulunan o malum kadın “bütün dikkatleri üzerine çekiyorsun. Eteğin çok kısa” benzeri uyarılarda bulunmuş.

Lucy, o günlerde bugünkünden farklı olarak iş yeri giyinme yönetmeliği olduğuna dikkat çekiyor. Ve bu yönetmeliğe uygun giyinenlerin tam bir erkek gibi göründüğünü sözlerine ekliyor. Ama aldırmamış. Erkek gibi değil feminen olmak istediğini, bir kadına yakışanın da bu olduğunu söylüyor.

Bunları okuyunca, daha önce çalıştığım bir gazetede karşı karşıya kaldığım olay aklıma geldi. Bir insan kaynakları müdiremiz vardı. Yusyuvarlak bir kadıncağızdı. Saçlarını o güne kadar görmediğim tuhaflıkta renklere boyar, dekoltesini son düğmesine kadar da açardı. Giysileri rengarenkti. Çılgındı ve bu çılgınlığıyla sempati de toplardı.

Bir gün kız arkadaşlarımızdan birini çağırıp bir daha işe parmak arası terlikle gelmemesi konusunda uyarmış, dahası, kendisine, gazetenin giyip kuşam protokolünden bahsetmişti.

İş yerinde parmak arası giyilir mi, bence başka bir tartışmanın konusu ama o çılgın kadının o muhafazakar ikazını herhalde hayat boyu unutmayacağım.

Burada bir çeşit kadınsı çekememezlik söz konusu aslında. Bir güzellik-çirkinlik, gençlik-yaşlılık çekememezliği… “Benim gençliğim kapalı kıyafetlerle geçti, erkek gibiydim, seninki niye benimkinden daha feminen olsun” kıskançlığı… Ya da “patronu gerekirse ben tavlarım. Sen kim oluyorsun küçük aşifte” demenin hazzı…

Lucy, cevabını verirken, bütün kadınlara bunlara kulak asmayın, dikkatinizi kaknem kadınlar yerine işinize verin diyor.

Peki erkekleri bir giysiyle tavlamak mümkün mü gerçekten? Erkeklerin Mars’tan, kadınların Venüs’ten geldiklerini biliyoruz. Ve her iki tarafın bunun farkında olmadığını da.

Ben baştan çıkarmanın bu kadar kolay olmadığını düşünenlerdenim.

Peter Ustinov ile Charlotte Rampling’in başrollerin oynadığı Mor Taksi diye bir film izlemiştim yıllar önce. Filmden aklıma kalan bir sahne var. Peter Ustinov odada otururken Charlotte Rampling üstsüz olarak içeri giriyor. Peter Ustinov’un bu duruma verdiği tepki unutulmaz. “Bana hakaret ediyorsunuz” diyor. Söylediği şu: “Beni hemen uyarılıp cinsel ilişkiye girecek bir hayvan gibi görmek istiyorsunuz. Bu bir hakarettir.”

Peki, seksi olduğu gerekçesiyle uyarılanlar var da pasaklı olduğu gerekçesiyle de aynı muameleye uğrayanlar var mı? Bir süre önce bir iş kadınının fotoğrafını çektik dergide yayınlamak üzere… Saçlarının iki üç parmak beyazı çıkmıştı. Boyayı biz ‘fotoşopta’ yaptık mecburen. Ama mesela bu şekilde bir iş görüşmesine gelmiş olsaydı hiçbir şansı olmazdı. Bir toplantıda olsaydı, pek kaale alınmazdı diye düşünüyorum. Kendi bakımı konusunda titiz olmayan birisi, vereceği hizmet ya da imal edeceği ürün konusunda titiz olur mu?

Hayatımız ofislerde geçiyor. Siz siz olun her uyarıya kulak asmayın. Kaknem kadınlardan her zaman uzak durun. Gerekirse gerekli cevabı vermeyi de ihmal etmeyin.

Yazar: Aydın Demirer

Kaynak: http://www.isteinsan.com.tr,

Rehberiniz-Kadınlar neden yalan söyler?

iyimeslek.com ailesi olarak “Kadınlar neden yalan söyler?” adlı yazımızın kişisel gelişiminize katkı sağlamasını umuyoruz
Kadınlar neden yalan söyler?

Kadınlar hayal ettikleri yaşamı yaratmak ve süregelen hayatları hakkında daha iyi hissetmek için yalan söylüyor.

Kadınlar sürekli olarak kendilerini diğer kadınlar ile kıyaslayıp, yeterli hissetmediklerinde de cezalandırıyorlar. Eğitim durumu ve ekonomik refah gibi kadın olarak hepimiz son birkaç on yılda kazandıklarımıza bakmaksızın çoğumuz kimliğimiz ile kavgalı ve bu yüzden de yalan söylemeye meyilliyiz.

Kadınlar hayal ettikleri yaşamı yaratmak ve süregelen hayatları hakkında daha iyi hissetmek için yalan söylüyor. Kendilerini başarılı, zayıf ya da ilişkilerinde yeterince mutlu hissetmiyorlar ve olmasını istedikleri gibi yansıtarak, öyleymiş gibi hissetmeye çalışıyorlar.

Ağırlık konusu

Kadınlar pek çok şey hakkında yalan söylese de favori başlığın kiloları olması şaşırtıcı değil. Kiloları ehliyet belgeleri için sorulduğunda kadınların %68’i yalan söylüyor. Yasal dokümanlarda bile yalan oranının bu kadar yüksek olması korkutucu gelmiyor mu?

Kadınların gerçekleri saptırdıklarını itiraf ettikleri diğer alanlar ise; fikirleri, ilişkileri, becerileri ve gelirleri… Genellikle yabancılara yalan söylemeye meyilli olan kadınların yalan söyledikleri listesini iş arkadaşları ve işverenleri izliyor. Ancak yine kadınların %70’i kendileri için önemli olan insanlara yalan söylemenin kabule dilemez olduğunu belirtiyor.

Neden yalan?

Kadınların %38’i bir insan ya da durumun gelişmesine faydalı olacak durumlarda, %36’sı başka bir insanın duygularını incitememek için yalan söylemenin yerinde olduğunu düşünüyor. %13’ü ise kendilerini beladan uzak tuttuğu sürece yalan söylemenin geçerli olduğunu düşünüyor. Yarısından fazlası(%55) kısıtlanmış bilginin yalan sayılmayacağına inanıyor.

Neden daha sık yalan söylemedikleri sorulduğunda, %71’i “yanlış bir şey olduğu için” diye cevapladı, %33’ü çünkü bu konuda çok kötü olduklarını ve yüzde 10’u kötü bir insan olarak algılanmaktan korktukları için yalanlarını sınırladıklarını söylediler. Büyük bir oran olan %91’i ise yaşlandıkça kendileriyle daha barışık ve rahat olduklarına ve bu yüzden daha az yalan söylediklerini itiraf etti.

Peki ya erkekler?

Kadınlar erkeklerin yalan söylemesinin geçerli olduğu konuları da belirttiler. Mesela, %61’e göre, erkeklerin nasıl göründüğü hakkında yalan söylemesi kabul edilebilir. %48’ine göre başkalarını ne kadar çekici bulduğu hakkında ve %39’u yataktaki performansı hakkında yalan söylemelerini kabul edilebilir buluyor.

%91’i erkeklerin hissettikleri hakkında yalan söylemesini doğru bulmuyor. Özellikle de onları sevip sevmediği konusunda!

Kaynak: http://www.milliyet.com.tr,a

Rehberiniz-Kadınlar neden seksi kıyafetler alır?

iyimeslek.com ailesi olarak “Kadınlar neden seksi kıyafetler alır?” adlı yazımızın kişisel gelişiminize katkı sağlamasını umuyoruz
Kadınlar neden seksi kıyafetler alır?

Ne sinirlilik, ne sevgiliden ayrılma ne de sevgiliyi kıskandırmak için… Bakın sebep ne?

İngiltere’de yapılan bir araştırmaya göre, kadınlar üreme döneminde salgıladıkları hormonlar nedeniyle o dönemdeki alışverişlerinde daha seksi kıyafetler tercih ediyor

İngiltere’nin Tüketici Araştırmaları Dergisi’nde yayınlanacak olan bir araştırmaya göre, kadınların üreme döneminde salgıladıkları hormonlar nedeniyle alışverişte daha seksi kıyafetler tercih ettiği ortaya çıktı.

Yumurtlama dönemindeki kadınların içgüdüsel olarak diğer kadınlardan daha seksi görünme ve ideal partneri bulma amacında olduğunu vurgulayan uzmanlar, kadın vücudunda salgılanan hormonların her konuda olduğu gibi alışverişte de direkt ve büyük etkisinin bulunduğunu dile getirdi.

ERKEĞİ ELDE ETME İSTEĞİ

ABD’de bulunan Minnesota Üniversitesi’nden Doktor Kristina Durante, kadınların doğurganlık döneminde bilinçsizce ilgi çekici ve seksi kıyafetlere yöneldiği, çevresindeki diğer seksi kadınlardan daha ilgi çekici olma ve istediği erkeği elde etme isteğinde olduğunu belirtti.

Kaynak: http://www.haberturk.com,aut

Rehberiniz-Kadınlar neden daha uzun yaşıyor?

iyimeslek.com ailesi olarak “Kadınlar neden daha uzun yaşıyor?” adlı yazımızın kişisel gelişiminize katkı sağlamasını umuyoruz
Kadınlar neden daha uzun yaşıyor?

Bilimadamlarına göre kadınların erkeklerden daha uzun yaşamalarının sırrı, meyve sineklerinde saklı olabilir.

Current Biology tıp dergisinde yayımlanan araştırmada hücrelerin enerji kaynağı olan mitokondri DNA’sındaki mutasyonlara yoğunlaşılıyor.

İlgili KonularSağlık

Mitokondri, gıdayı vücudun ihtiyaç duyduğu enerjiye çeviriyor.

Uzun bir ömrün de sırrı olarak görülen mitokondride çöküş ise canlıların yaşlanması sürecini getiriyor.

Bilim çevreleri yaşlanmanın önüne geçebilmek için mitokondrinin sırlarını çözmeye çalışıyor.

Mitokondri canlılara sadece anneden miras kalıyor.

Bu nedenle bir erkeğin yaşam beklentisini düşüren mutasyonları ayıklamanın bir yolu yok.

Bununla beraber bir yaşlanma uzmanı, kadın ve erkekler arasındaki yaşam beklentisi arasındaki farklılıkların açıklanmasında başka bir çok faktörün sayılabileceğini söylüyor.

İngiltere’de istastiki verilere göre 85 yaşındaki her altı kadına dört erkek düşüyor.

Dişiler bir çok canlı türünde de erkeklerden daha uzun yaşıyor.

Meyve sineklerinin sırrıAraştırma kapsamında Avustralya’daki Monash ve İngiltere’deki Lancaster Üniversiteleri’nden uzmanlar, 13 farklı türde dişi ve erkek meyve sineğinin mitokondrilerini karşılaştırdı.

Monash Üniversitesi’nden Doktor Damian Dowling, sonuçların mitokondri DNA’sında bir dizi mutasyona işaret ettiğini, bunların erkeklerin ne kadar yaşayacaklarında ve ne kadar hızlı yaşlanacaklarında etkili olduğuna dikkat çekti.

Dowling’e göre ilginç olan, aynı mutasyonların dişilerin yaşlanma şekillerinde hiçbir etkisinin olmaması.

Zira belirledikleri mutasyonlar, hayvanların genelinde erkeklerin yaşlanma sürecini hızlandırıyor.

Ama mitokondri sadece anneden geçtiğinden, erkekleri etkileyen mutasyonların sonraki nesillere aktarılmasının da evrimsel bir gerekçesi bulunmuyor.

Newcastle Üniversitesi’nden yaşlanma profesörü Tom Kirkwood ise araştırmayı ilginç bulduğunu söylerken bir noktaya dikkat çekiyor:

Mitokondrinin bir dizi canlı türünde yaşlanma sürecinde etkili olduğunu biliyoruz.
Ama bence bu keşif kadınların neden erkeklerden beş ila altı yıl daha fazla yaşadığını açıklamıyor.

Dikkate almamız gereken hayat tarzı, sosyal ve davranışsal faktörler de var. Ama biyolojideki asıl büyük farklılıklar ise kadınlar ve erkeklerin bambaşka hormonlara sahip olmaları.

Kaynak: http://BBC Türkçe